fft16_mf2400176

Neden Yapıldığı Anlaşılmayan 11 Düğün Adeti

Kır düğünü ya da düğün salonu fark etmez, mekan neresi olursa olsun mutlaka karşımıza çıkan birbirinden enteresan düğün adetlerine göz atıyoruz.

Düğün adeti denince akla gelen ve insanı hem eğlendiren hem de aynı anda strese sokmayı başarabilen bazı ritüeller, eminiz ki hepimizin hayatında vardır. Peki bu olmazsa olmaz adetler neden var? Amaçları ne? Neyin peşindeler.

1.Düğün Konvoyu:

460421

Düğün öncesinde yakın akraba ve eş dostla birlikte organize bir şekilde oluşturulan uzunca bir araç konvoyudur. Düğün mekanına hangi güzergahtan gidileceği, turlamanın nerede başlayıp nerede biteceği, kimin kimi takip etmesi gibi gerektiği gibi elzem konular, genellikle profesyonel bir şekilde önceden planlanır ve yola çıkılır.

Konvoya hangi araçların dahil olduğunu, dikiz aynalarına bağlanan renkli havlulardan ve kurdelelerden rahatlıkla anlayabilirsiniz. Bazen araya yanlışlıkla başka yabancı araçlar da karışabilir. Ancak çok geçmeden onlar da konvoya kısa sürede ayak uydururlar. Günün hangi saati olursa olsun seri olarak kornaya basıyor olmaları da konvoyun bir başka ayırt edici özelliğidir. Gelin arabası önde diğerleri arkada çılgınlar gibi şehir turu atan bu neşeli grup, emin olun ki aynı enerjiyi düğün çıkışında da gösterecektir.

2.Bahşiş Dağıtmak:

giphy

Aslında düğün organizasyonlarının kanayan yarasıdır. Kuaför, berber, fotoğrafçı, gelinlikçi, davulcu, zurnacı, pastacı derken, bir süre sonra el kendiliğinden otomatik bir şekilde para dağıtmaya başlar. 5, 10, 20 derken ne yazık ki ipin ucu kaçtığı için düğün sahipleri bir noktadan sonra kime neden bahşiş verdiğini sorgulamayı artık bırakırlar.

3.Damadın Ayakkabılarını Saklamak:

detay1468144044

Gelini almak için kız evine gelen damadın ayakkabısının, muhtemelen gelinin yakınlarından biri tarafından saklandığı, oldukça işgüzar bir adettir. Gelinle birlikte düğüne gitmek üzere evden çıkacakken ayakkabısının yerinde yeller estiğini gören damat, o kargaşada bir umut ayakkabısını arar, ancak bulamaz. Bütün cümle alem düğünü zora sokmak ve bahşiş kapmak için adeta sözbirliği yapmıştır. Damadın böyle bir durumda ayakkabısına yeniden kavuşabilmesi için saklayan kişiye ne yazık ki bir miktar para ödemesi gerekir. Bu miktarın ne kadar olacağı ise çetin pazarlıklar sonucunda belirlenecektir. Kısacası böyle düğün adeti olmaz olsun diyoruz.

4.Gelin Arabasının Önünü Kesmek:

569716

Süslendiği andan itibaren, içinde gelin ya da damat olup olmadığına bakılmaksızın arabanın önünün sürekli olarak üçüncü kişiler tarafından kesilmesi, durdurulmasıdır. Hiç tanımadığınız, kocaman, kelli felli adamların çocukça bir neşeyle gelin arabasının önüne kendilerini ölümüne atmaları, gerçekten de şaşılası bir durumdur. Bu durumdan kurtulabilmek için arabanın önünü kesen kişilere, içinde para olan zarflar dağıtılır. Eğer zarftan çıkan para beğenilmezse ya da zarfın içinde para olmadığı fark edilirse, hareket etmemesi için arabanın üstüne boylu boyunca yatanlar, ön cama yapışanlar olabilir. Sakın endişe etmeyin, havaya birkaç zarf fırlatıp gaza basın, anında dağılacaklardır.

5.Çeyiz Sandığının Üzerine Oturmak:

ceyiz-sandigi-620x456

Genellikle varsa gelinin erkek kardeşi tarafından gerçekleştirilen bu hareketin sonu, yine tabii ki para ile tatlıya bağlanacaktır. Gelinin erkek kardeşi yoksa kuzenleri de aynı görevi üstlenebilirler. Kişi sandığın üzerine çöreklenir ve pazarlıklar başlar. Sandığın üzerine oturan kişi için bu adet aslında bildiğiniz kısa günün karıdır.

6.Damadın Ailesinden Süt Parası İstemek:

fft16_mf2400193

Günümüzde sık karşılaşılan bir adet olmamakla birlikte, oldukça ilginç bir düğün adeti olduğunu belirtmeden geçemeyeceğiz. Bu adet, eskiden düğün öncesinde damadın ailesinden talep edilen başlık parasının evrim geçirmiş halidir. Bir başka deyişle, “annesi bu kızı doğurdu, sütüyle besledi, büyüttü, şimdi karşılığını alma zamanı” ifadesinin farklı bir versiyonudur

7.Bıçağın Düğün Pastasını Kesmemesi:

a0dd69b3weddingcakecutting11

Kuaförüydü, araba süslemesiydi, gelin eviydi, konvoyuydu derken düğünün yapılacağı mekana sağ salim ulaşılır. Ancak çekilecek çile tabii ki henüz bitmemiştir. Önceden belirlenmiş olan güzel bir müzik ve alkışlar eşliğinde düğün pastası ortaya gelir ama aksilik bu ya, kör bıçak bir türlü pastayı kesmez, kesemez. Bu durumda ne yapmak gerekir diye fazla düşünmeye gerek yok. Çünkü bu sorunu da yine bir miktar bahşiş ile çözmek mümkün olacaktır. Pastacıya bahşişini verdikten sonra eşler artık düğün pastasını gönül rahatlığı ile keserek birbirlerine yedirebilirler.

8.Aniden Tuşları Bozulan Org:

20080623050854407

Bazı insanlar düğün pastasının kesilememesi ile ilgili sorun çözüldükten sonra, artık her şeyin yolunda gideceği gibi bir düşünceye kapılabilirler. Ancak durum hiç de sanıldığı gibi değildir. Tam müzik başlayacakken orkestra tarafından damadın kulağına orgun tuşlarının bir anda bozulduğu ve yeniden çalabilmesi için para gerektiği fısıldanır. Bu noktada zaten artık sorgulamayı çoktan bırakmış olan damat, kendiliğinden istemsizce elini cebine atacak ve bir sorunu daha para ile halledecektir. Yeter ki adet yerini bulsun.

9.Takı Töreni:

fft16_mf2400181

Tam da düğünün ortalarında bir yerde, müzik ani bir anonsla kesilerek, büyük bir mutlulukla takı törenin az sonra başlayacağı müjdelenir. O an herkeste bir kıpırdanma başlar. Takı töreni için yerlerini alan gelin ve damat, önlerinde upuzun bir kuyruk oluşturmuş olan bütün eş dost akraba ile tek tek ve büyük bir sabırla tebrikleşir. Uzatılan eller tek tek saygıyla öpülür, fotoğraflar çektirilir, çeyrek altınlar, bilezikler birbirini kovalar. Takı töreni, en başından itibaren hiçbir detay gözden kaçmayacak şekilde kameraya alınır. Buradaki amaç ise düğünden sonra kimin ne kadarlık takı taktığının belirlenmesidir. Derken sonunda hiçbir şey olmamış gibi düğüne kalınan yerden olanca coşkuyla devam edilir.

10.Ayağa Basma:

fft16_mf2400176

Gelinle damadın nikah memuruna “Evet” dediği o mutlu anlarda, düğün davetlilerinden bir anda “Bas hadi! Ayağına bas!” şeklinde nedense bazı coşkulu nidalar yükselmeye başlar. Evlilikte en çok kimin sözünün geçeceğinin belirlenmesi amacını taşıyan bu düğün adeti, genellikle kıyamayıp kimsenin kimsenin ayağına basmaması ile başlamadan son bulur.

11.Gelinin Kucağına Erkek Çocuk Vermek:

by Sarah Legge Photography
by Sarah Legge Photography

Düğün sırasında ya da düğünden sonra bir şekilde yaratılan ilk fırsatta yaşlı akrabalardan biri tarafından organize edilen bu adette, hiçbir şeyden habersiz olanca saflığı ile oturmakta olan gelinin kucağına bir adet erkek çocuk verilir. Burada güdülen amaç, yapılan evlilikten doğacak olan ilk çocuğun cinsiyetinin erkek olmasını sağlamaya çalışmaktır. Cinsiyet ayrımcılığının kendini yavaş yavaş belli etmeye başladığı bu noktada, ne yazık ki yapılacak pek bir şey yoktur, o çocuk kucağa verildi bir kez, mecburen bir süre orada duracak.

Bu adetin bir üst seviyesi ise, gelinle damadın gerdeğe gireceği yatakta bir adet erkek çocuk yuvarlamaktır. İşe yarayıp yaramadığı bilinmez, ancak amaç yine de aynıdır: İlle de erkek çocuk…

Sonuç olarak ister gönüllü olarak isterse eş dost zoru ile yapılsın, düğün adetleri yaşamımızda her zaman var ve var olmaya da devam edecektir. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken en önemli nokta, bütün zorluklara rağmen ortak bir yaşama adım atmaya karar veren iki kişinin mutluluğuna ortak olabilmek ve bu özel zamanlarda elden geldiğince destek olabilmektir.

0 shares

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir